IRC ve mIRC Paylaşım Platformu  

  IRC ve mIRC Paylaşım Platformu GENEL KÜLTÜR VE SANAT BÖLÜMÜ Biyografiler





Alfabetik sırayla Türk Büyükleri


Kullanıcı Etiket Listesi

 
Seçenekler Stil
Alt 03.04.2019, 22:23   #21


Lima - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.04.2019
Şehir: Bjk...
Mesajlar:856
Konuları: 182
Aldığı Beğeni: 58
Verdiği Beğeni: 41
Takımı:
Cevap: Alfabetik sırayla Türk Büyükleri



Ahi Evren



Anadolu’da Ahilik adlı esnaf teşkilatının kurucusu olan alim ve veli. İsmi, Mahmud bin Ahmed el-Hoyi, künyesi Ebü’l-Hakayık, lakabı Nasirüddin’dir. 1171 (H. 567) senesinde İran’ın batı Azerbaycan taraflarında bulunan Hoy kasabasında doğdu. 1262 (H. 660)de Kırşehir’de şehid edildi.

Zamanın en büyük alimlerinden olan Fahreddin-i Razi’nin derslerine devam ederek akli (fen) ve nakli (din) ilimleri öğrendi. Ahmed Yesevi hazretlerinin talebelerinin sohbetlerine devam ederek tasavvuf yolunda yüksek derecelere kavuştu. Şihabüddin-i Sühreverdi hazretlerinin sohbetlerinde bulundu. Bir hac yolculuğu esnasında evliyadan Evhadüddin Hamid Kirmani ile tanışıp, onun talebeleri arasına katıldı ve vefatına kadar yanından ayrılmadı. Böylece tefsir, hadis, fıkıh, kelam ve tıp ilimlerinde derin alim, tasavvuf yolunda yüksek makam sahibi bir veli oldu.

Sadreddin-i Konevi hazretlerinin babası Mecdüddin İshak’ın daveti üzerine, insanlara dinlerini öğretmek, kardeşlik ve beraberliği aşılamak için Muhyiddin ibni Arabi ve hocası Evhadüddin’le birlikte Anadolu’ya gelen Ahi Evren, hocasının kızı Fatıma Bacı ile evlendi. Hocası ve kayınpederi Evhadüddin’le birlikte çeşitli Anadolu şehirlerini dolaştı. Vaazlarında özellikle esnafa İslamiyet’i anlatarak dünya ve ahiret işlerini düzenli hale getirmeleri için nasihatlerde bulundu. Yaklaşan Moğol tehlikesine karşı Müslümanların kuvvetlendirilip teşkilatlandırılması için çalıştı. Hocasının vefatından sonra yerine geçti ve vekili oldu. Kayseri’ye yerleşti. Debbağlık yaparak (deri dabağlayarak) geçimini temin ettiği gibi Müslümanlara Allahü tealanın emir ve yasaklarını da anlattı. Bilhassa sanat sahibi kimseler arasında çok sevildi. Bugünkü manada esnaf teşkilatı diyebileceğimiz Ahilik (kardeşlik) müessesesini kurarak bir çok şehir ve kasabada teşkilatlanmasını sağladı. Hanımı Fatıma Bacı da kadınlar arasında bu faaliyetleri yapmış ve “Baciyan-ı Rum” adıyla meşhur olmuştur. Ahilik mensuplarının toplanıp sohbet edebilecekleri, birbirlerinin ilimlerinden faydalanacakları, gelen misafirleri ağırlayabilecekleri dergahlar kuruldu.

Ahi Evren’in yetiştirdiği talebeler gittikleri yerlerde zaviyeler inşa ederek, bilhassa esnafı bir çatı altında toplayıp teşkilatlandırdılar ve dışarıdan gelen misafirleri ağırladılar. Moğol tehlikesine karşı halkı uyandırmaya çalışarak, istilacıların önünden kaçıp gelen kimsesizleri barındırmak için ellerinden gelen gayreti gösterdiler. Moğollarla mücadelede devlet güçlerinin yetersiz kaldığı yerlerde esnaftan milis kuvvetleri teşkil edip “Vatan sevgisi imandandır.” hadis-i şerifinde bildirildiği gibi vatanlarını, din ve namuslarını müdafaa için çalıştılar.

Anadolu Selçuklu Devletine karşı meydana gelen bir hadise bahanesiyle onun nüfuzundan rahatsız olan bazı kimselerin şikayeti üzerine Ahi Evren tutuklanıp hapsedildi. Beş sene hapiste kaldı. Bu sırada Moğollar Kayseri’yi muhasara ettiler. Ahi Evren’in teşkilatlandırdığı Ahiler, şehri kahramanca müdafaa etti. Ancak sürüler halinde gelen Moğollar bu müdafaayı kırıp bir çoklarını şehit, bir kısmını da esir edip şehre girdiler. Ahi Evren’in hanımı Fatıma Bacı da esirler arasındaydı. Ahi Evren beş yıllık tutukluluk süresini bitirdikten sonra Denizli’ye gitti. Bir müddet sonra Sadreddin-i Konevi hazretlerinin isteği üzerine Konya’ya gelip Müslümanlara İslamiyeti anlatmakla meşgul oldu. Şems-i Tebrizi’nin şehid edilmesinden sonra Kırşehir’e (Gülşehir’e) yerleşti. Vaazlarındaki sadelik, herkesin anlayabileceği şekilde meseleleri izah ederek yazdığı kitaplar, kendisinde görülen kerametler, ahlakının güzelliği, dünya malına ehemmiyet vermeyip, yalnız Allahü tealanın rızası için çalışması, insanların sevgisini kazanmasına vesile oldu. Çevresine pekçok kimse toplandı. Herkesin korkarak kaçıştığı Evran ismindeki büyükçe bir yılanın kendisine itaat etmesi, herkesin gözü önünde bu kerameti göstermesi sebebiyle “Ahi Evran (yılanın kardeşi)” ve İslamiyete yaptığı hizmetlerinden dolayı “Nasirüddin” lakabı verildi. Moğollar, Ahi Evren’in nüfuzundan ve sevenlerinin çokluğundan korkuyor, ne pahasına olursa olsun öldürülmesini istiyorlar, bunun için Kırşehir emirine baskı yapıyorlardı. Nihayet Ahi Evren 1262 (H. 660) yılında Kırşehir’de şehit edildi. Şehit olduğu tarih hususunda farklı rivayetler vardır.

Talebeleri onun yolunu devam ettirdiler. İslam dininin yayılmasını tek gaye edinmiş olan Ahiler, Söğüt civarında, Bizans hududunda gelişmeye başlayan Osmanlı beyliği emrine koşuştular. Uçlara yerleşip tekkeler ve zaviyeler kurdular. İnsanlara Allahü tealanın dinini anlatıp, örnek ahlaklarıyla gayri müslimlerin Müslüman olmalarına vesile oldular. Osman Gazinin kayınpederi olan Şeyh Edebali bir Ahi şeyhiydi. Ahi Evren’in yolunda olan Ahiler, Allahü tealanın rızası ve O’nun dinini yaymak aşkıyla çalışan Alperenleri ve gazileri yetiştirdiler.

Eserleri:

Allahü tealanın kullarına hizmet ve onlara din bilgilerini öğretmek için gayret eden Ahi Evren, yazdığı kıymetli eserlerle, insanlara nasihatlerinin devamlı olmasına gayret etti. Bu eserlerinden bazıları şunlardır: 1) Metali-ul-İman, 2) Tebsırat-ül Mübtedi ve Tezkiret-ül Müntehi, 3) Et-Teveccüh-ül-Etemm, 4) Menahic-i Seyfi, 5) Medh-i Fakr ve Zemm-i Dünya, 6) Ağazi Encam, 7) Mükatebat, 8) Yezdan-Şinaht, 9) Tercüme-i Elvah-ı Imadi, 10) Mürşid-ül-Kifaye.
__________________
Duygularim Eceli İle Ölmüs Olamazlar Otopsi İstiyorum

 Lima isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı
Alt 03.04.2019, 22:23   #22


Lima - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.04.2019
Şehir: Bjk...
Mesajlar:856
Konuları: 182
Aldığı Beğeni: 58
Verdiği Beğeni: 41
Takımı:
Cevap: Alfabetik sırayla Türk Büyükleri



Ahmed Hamdi Paşa

Osmanlı sadrazamı. Eski sadrazamlardan Melek Ahmed Paşanın soyundan gelen ve sadrazam Hüsrev Paşanın kethüdası olan Yahya Beyin oğludur. 1826 senesinde İstanbul?da doğdu.Tahsilini tamamladıktan sonra, 1841?de Babıali?de eski kethüda kaleminde memuriyete başladı. Daha sonra sadaret mektubi kalemine tayin edildi. 1852?de serasker mektupçuluğuna getirildi ve on sene sonra Dar-ı şura-yı askeri dairesinde aza oldu. Burada 1868 senesine kadar kaldı ve derece derece yükselerek ?recai? sırasına girdi. Aynı sene ula sınıfı evveli rütbesi ve 10.000 kuruş maaş ile Divan-ı ahkam adliye azalığına tayin edildi. Bir süre Hukuk dairesi riyaseti vekaletinde bulunduktan sonra bala rütbesi ile Evkaf-ı hümayun nezaretine getirildi ve birçok cami, medrese, mektep ve diğer hayır kurumlarını tamir ettirdi.

1871?de Aydın valiliğine tayin edilen Ahmed Hamdi Paşa, bir sene valilik yaptıktan sonra, önce Tuna valiliğine, Şirvanizade Rüşdi Paşanın sadrazam olması üzerine de tekrar maliye nezaretine getirildi. Hüseyin Avni Paşanın sadarete tayininden kısa bir süre sonra ikinci defa Aydın, buradan da Suriye valiliğine gönderildi. Fakat Şam?ın iklimi kendisine iyi gelmediğinden, istifa etti. 1877 senesinde Dahiliye Nezaretine (İçişleri Bakanlığına) tayin edildi.

93 Harbinin son günlerinde İbrahim Edhem Paşanın sadaretten ayrılması üzerine yerine Ahmed Hamdi Paşa getirildi. Ancak çok geçmeden Osmanlı ordularının kesin bir şekilde mağlubiyete uğramaları ve Edirne?de şartları çok ağır bir mütareke mukavelesinin imzalanmasından sonra sadaretten alınarak, üçüncü defa Aydın valiliğine gönderildi. Bir sene sonra Bağdad valiliğine tayin edildi. Altı ay sonra tekrar Aydın valiliğine nakledildi. Bu sırada Suriye valisi Midhat Paşanın istiklalini ilana hazırlandığı haberi sultana bildirilince, Hamdi ve Midhat paşaların yerleri değiştirildi. Ahmed Hamdi Paşa, Beyrut?ta teftiş için bulunduğu sırada 59 yaşında iken vefat etti. Beyrut?taki Mekteb-i sultani civarında defnedilip, üzerine bir türbe inşa ettirildi.

Yirmi dört gün gibi kısa bir süre sadrazamlık yapan Ahmed Hamdi Paşa, cesur, açık sözlü bir zattı. Sistemli bir tahsil görmemiş olmasına rağmen, üzerine aldığı vazifelerde, elinden geldiği kadar gayret göstermiştir.
__________________
Duygularim Eceli İle Ölmüs Olamazlar Otopsi İstiyorum

 Lima isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı
Alt 03.04.2019, 22:23   #23


Lima - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.04.2019
Şehir: Bjk...
Mesajlar:856
Konuları: 182
Aldığı Beğeni: 58
Verdiği Beğeni: 41
Takımı:
Cevap: Alfabetik sırayla Türk Büyükleri



Ahmed ibni Kemal Paşa


Osmanlı devlet adamlarından. 1808 (H. 1223) tarihinde İstanbul?da doğdu. Babası sultan kethüdalarından Seyyid İbrahim Ağadır. 1886 (H. 1304) tarihinde İstanbul?da vefat etti. Süleymaniye Camii haziresine (bahçesine) defnedilmiştir.

Ahmed ibni Kemal Paşa, özel hocalardan ilim öğrendi. 1825 tarihinde Defterdar Mektupçu Kalemine girdi. 1829?da nüfus sayımı için Anadolu ve Rumeli vilayetlerine tayin olunan memurların gönderdikleri defterleri tedkik ve icabını yapmak üzere tesis edilen Ceride Nezareti Başkatipliğine tayin edildi. 1834?te Hacelik, 1835?de Rabia rütbesi verildi.

Elçilikle İran?a gönderilen Vakanüvis Es'ad Efendinin dikkatini çekip takdirlerini kazandı ve bu meziyetlerinden dolayı Es?ad Efendi Ahmed Kemal Beyi Sefaret Sır Katipliği ve Tercümanlığına tayin ettirerek beraberinde Tahran?a götürdü.

İran dönüşünde, Mülkiye Nazırı Pertev Paşa tarafından sadaret mektubu kalemine getirildi. İstanbul?a gelen İran şehzadeleri ve sefaret görevlilerinin tercümanlığında kullanıldı. Daha sonra elçilikle Tahran ve İsfehan?a gönderildi.

Ahmed ibni Kemal Paşa, 1840 tarihinde Sadaret Mektubu Kalemi Mümeyyizliğine ve Farsça tercümanlığına tayin edildi. Devletlerle sürdürülen görüşmeler sonunda alınan kararlar üzerine düzenlenen Ferman-ı aliyi, Mehmed Ali Paşaya tebliğ için Mısır?a gönderildi.

Ahmed ibni Kemal Paşa, Cizre Mütesellimi Bedirhan Bey?le Van sancağında Tabari namındaki Nesturi Kabilesi arasındaki çatışma sebebiyle, tarafları barıştırmak için 1843 tarihinde Cizre?ye gönderildi. Musul, Diyarbakır, Bağdad ve çevrelerini dolaştı.

Ahmed ibni Kemal Paşa, 1849 tarihinde Avrupa mekteplerinin mevzuatını ve eğitim sistemini tetkik etmek için Avrupa?ya gönderildi. Fransa, İngiltere ve Almanya?daki mekteplerin mevzuat ve eğitim metotlarını tetkik ederek rapor verdi.

1863?de Berlin sefirliği, daha sonra Karadağ komiserliği, 1865?te Meclis-i Ali-i Tanzimat Azalığına ve şehzadelerin ders nezaretine, 1859?da Harem-i Hümayun Nezareti 1861?de Rütbe-i Bala ile Mearif Nezareti ile Takvimhane ve Matbaahane Nazırlığı, 1862?de Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye Azalığı, 1864?te ikinci defa Maarif Nezareti vekaletine tayin edilmiştir. Bir ara Brüksel?e gönderildi. 1868?de Şura-yı Devlet Azalığına getirildi. Bağdat?a gelen İran Şahının Mihmandarlığını yaptı. 1870?de vezirlik rütbesiyle Bağdat?a gönderildi. Aynı sene Evkaf-ı Hümayun Nazırı oldu. Bir çok devlet hizmetlerinde bulundu ve kendisine birinci rütbe-i Osmanî nişanı verildi.

Ahmed ibni Kemal Paşa, ilim sahibi, mütevazı bir zat olup; Arapça, Farsça ve Fransızca lisanlarında mahir, Almanca'ya da aşina idi. Nazırlık döneminde bir çok hayır eserleri yaptırmıştır.

Müntehabat-ı Şehname, Farsça konuşmaya ait Risale-i Ta?limi Farisi ve Kavaid-i Farisiyye gibi eserleri vardır. Türkçe ve Farsça şiirleri Divan halinde tertip olunmuştur. Bir beyti şöyledir:

İnsandır memerr-i vukuat-ı nik ü bed

Sabret Kemal mihnete in-niz begüzered

(İyi ve kötü pek çok hadisenin durağı insandır. Mihnete (sıkıntılara) sabret Kemal, bunlar da geçer gider.)
__________________
Duygularim Eceli İle Ölmüs Olamazlar Otopsi İstiyorum

 Lima isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı
Alt 03.04.2019, 22:23   #24


Lima - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.04.2019
Şehir: Bjk...
Mesajlar:856
Konuları: 182
Aldığı Beğeni: 58
Verdiği Beğeni: 41
Takımı:
Cevap: Alfabetik sırayla Türk Büyükleri



Ahmed Mithat Efendi

Devrinin büyük gazetecisi. İkinci Abdülhamid Han zamanında yazdığı romanlar ve yazılarla ün kazanmıştır. Ahmed Mithat Efendi 1844 yılında İstanbul’un Tophane semtinde doğdu. Babasını 5-6 yaşlarındayken kaybetti. Çocukluğu ve gençliği sıkıntılar içinde geçti. Bir ara Mısır Çarşısında aktar çıraklığı da yapan Ahmed Midhat Efendi, Taşhane’deki Sıbyan Mektebinde ve bir müddet de Rüşdiyede okudu. Rüşdiyeyi Niş’te tamamladı.

Ağabeyi ile Tuna vilayetine gelen Ahmed Midhat Efendi, Rusçuk’ta Vilayet Tercüme Dairesine girdi. Bu görevindeyken kendi gayreti ile Fransızca öğrendi. Midhat Paşa tarafından vilayette çıkarılan Tuna Gazetesinin başyazarlığına getirildi. Bu gazetede kendini yetiştiren Ahmed Midhat Efendi, Irak’ta bulunduğu sırada da Zevra Gazetesini kurdu. Bu gazetede iki yıl çalıştı.

İstanbul’a döndükten sonra Ceride-i Askeriyye Gazetesinin başyazarlığını yaptı. Bir yandan evinde kurduğu matbaasında bastığı Dağarcık adlı dergide yazılarını yayınlamaktaydı. Bu dergide çıkan bir yazısından dolayı Namık Kemal ve Ebüzziya Tevfik ile birlikte Rodos’a gönderildi. 1876 yılında İstanbul’a dönen Ahmed Midhat tekrar gazeteciliğe başladı.

Üss-i İnkılab adlı eseri ile Sultan İkinci Abdülhamid Hanın takdirlerini kazandı ve Matbaa-i Amirenin ve Takvim-i Vekayi Gazetesinin müdürlüklerine getirildi. Ona en büyük ün sağlayan çalışması 1878 yılında yayınlamaya başladığı Tercüman-ı Hakikat Gazetesidir.

1888’de Stockholm’de toplanan şarkiyatçılar kongresinde Türkiye’yi temsil etti. Bu görev dolayısıyla gittiği Avrupa’da üç ay kadar kalarak Avrupa’yı dolaştı. Görüp incelediklerini Avrupa’da bir Cevelan adındaki kitabında anlatmıştır.

1908 yılında İstanbul Darülfünunu Tarih Muallimliğine tayin edildi. Burada bir süre pedagoji okuttu. Tekrar yazı yazmak istediyse de, zamanın değişmesine ayak uyduramadığından yazamadı. 28 Aralık 1912’de nöbetçi olduğu okulda kalp sektesinden öldü.

Ahmed Midhat Efendinin yazıları belli bir alan içinde kalmamıştır. Nesir çeşitleri olan hikaye, roman, seyahat, hatıra ve tiyatro dallarında bir çok yazı yazmış ve eserler vermiştir. Ayrıca tarih, felsefe, din, biyoloji, coğrafya, astronomi, fizik, iktisat alanında da bir çok eser ve tercümeleri vardır. Edebiyatımıza iki yüze yakın eser kazandırmıştır.
__________________
Duygularim Eceli İle Ölmüs Olamazlar Otopsi İstiyorum

 Lima isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı
Alt 03.04.2019, 22:24   #25


Lima - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.04.2019
Şehir: Bjk...
Mesajlar:856
Konuları: 182
Aldığı Beğeni: 58
Verdiği Beğeni: 41
Takımı:
Cevap: Alfabetik sırayla Türk Büyükleri



Ahmed Muhtar Paşa



93 Harbinin doğu cephesi kumandanı ve Osmanlı sadrazamı. 1839?da Bursa?da doğdu.

Bursa Askeri Lisesini bitirdikten sonra, İstanbul?da Harbiye?ye devam etti. Buradan 1861?de kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı. Hersek isyanının bastırılmasında ve Karadağ savaşlarında bulundu. Ostrok muharebesinde yaralandı. 1864?te Kozan?daki isyanı bastırmakla görevlendirildi. Bu görevden döndükten kısa bir süre sonra Sultan Abdülaziz Hanın oğlu Yusuf İzzeddin Efendinin öğretmenliğine memur edildi. Sultan Abdülaziz?in Avrupa seyahati sırasında Yusuf İzzeddin Efendi ile beraber Padişahın maiyyetinde bulundu.

1870?te Yemen?in merkeze bağlanması için gönderilen ordunun başına geçirildi. Yemen?deki başarılarından dolayı mareşalliğe yükseltildi ve Yemen valiliği verildi. 1873?de kısa bir süre Nafia nazırlığı yapan Ahmed Muhtar Paşa, meşhur 93 Harbi başladığı sırada Erzurum?daki 4.Ordu Kumandanlığı vazifesinde bulunuyordu.

93 Harbi esnasında Zivin, Gedikler ve Yahniler muharebelerinde Rusları yendi. Kazandığı bu zaferler sebebiyle Sultan İkinci Abdülhamid tarafından ?Gazi?lik ünvanı ve Murassa Osmani Nişanı verildi. Bu arada çok kıymetli altın bir kılıç da hediye edildi. Ahmed Muhtar Paşa, Yahniler Savaşından on bir gün sonra vuku bulan Alacadağ Muharebesinde kısmi başarılar elde ettiyse de, neticenin aleyhte olacağını düşünerek orduyu geri çekmiştir. Aynı harbin devamı esnasında Tuna cephesinde tehlikenin artması üzerine İstanbul?a davet edilerek, Çatalca hattı kumandanlığına getirildi. Bu görevden sonra Erkan-ı Harbiyye-i Umumiyye Reisliğine (Genelkurmay Başkanlığına) tayin edildi ve 1892?de Mısır fevkalade komiserliğine getirildi.

1908?de Meşrutiyetin ilanıyla Ayan Meclisi üyeliğine getirildi. Bu görevindeki ilk icraatı Mebuslar Meclisi toplantısında Sultan Abdülhamid Hanın hal? edilmesini teklif etmek oldu. Nitekim bu teklifin neticesinde Sultan tahtından indirildi. 1911?de Ayan Meclisi reisliğine tayin olan Ahmed Muhtar Paşa, 22 Temmuz 1912?de sadrazam oldu. Kurduğu kabinede, üç eski sadrazam nazır olarak bulunduğu için, ?Büyük kabine? olarak zikredilir. Bu kabinede bulunan eski sadrazamlar; Kamil Paşa, Avlonyalı Ferid Paşa ve Hüseyin Hilmi Paşadır. Aynı zamanda kabinede, oğlu Mahmud Muhtar Paşanın bulunmasından dolayı ?Baba-oğul kabinesi? olarak da anılır. Sadareti sırasında Balkan Savaşı başladı. Başarısızlıkları yüzünden sadaretten çekilmek zorunda kaldı.

1919 yılında İstanbul?da vefat eden Ahmed Muhtar Paşa, Fatih Camii avlusunda medfundur. Matematik, takvim ve astronomi alanlarında çalışmalar yapan Ahmed Muhtar Paşanın yazdığı eserlerden bazıları şunlardır:

Riyaz-ül-Muhtar ve Mirat-ül-Mikat ve?l- Edvar ve bu eserin zeyli Mecmuay-ı Eşkali, Islahü?t-Takvim, Takvimü?s-Sinin, Takvim-i Mali, Sergüzeşt-i Hayatım?ın cildi sanisi, 1294-Anadolu?da Rus Muharebesi.
__________________
Duygularim Eceli İle Ölmüs Olamazlar Otopsi İstiyorum

 Lima isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı
Alt 03.04.2019, 22:24   #26


Lima - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.04.2019
Şehir: Bjk...
Mesajlar:856
Konuları: 182
Aldığı Beğeni: 58
Verdiği Beğeni: 41
Takımı:
Cevap: Alfabetik sırayla Türk Büyükleri



Ahmed Paşa (Ankebut)

Osmanlı veziri. Enderunda yetişti. Mirahurluk ve Sancakbeyliğinde bulundu. Girit Seferine serdar olarak katılarak büyük yararlıklar gösterdi. Budin Beylerbeyliği ve Çanakkale Boğazı Muhafızlığında bulundu. Köprülü Mehmed Paşa, 1657?de Boğaz Seferine çıkınca İstanbul?da Sadaret Kaymakamı olarak kaldı. Karaman Beylerbeyliğinde de bulunan Ahmed Paşa, 1661?de Girit Serdarlığına getirildi. Girit?in fethinden sonra adada kalarak, adayı içten ve dıştan gelecek saldırılara karşı koruyup, huzuru temin etti. Vefatına kadar burada kalıp 1680 yılında Hanya?da vefat etti. Kandiye?de kiliseden çevrilme bir camisi vardır.
__________________
Duygularim Eceli İle Ölmüs Olamazlar Otopsi İstiyorum

 Lima isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı
Alt 03.04.2019, 22:25   #27


Lima - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.04.2019
Şehir: Bjk...
Mesajlar:856
Konuları: 182
Aldığı Beğeni: 58
Verdiği Beğeni: 41
Takımı:
Cevap: Alfabetik sırayla Türk Büyükleri



Ahmed Paşa (Kara)

Osmanlı veziriazamı. Arnavutluk?tan devşirilerek Enderun-ı hümayuna alındı. Burada yetişip Kapıcıbaşı ve Mir-i alem olduktan sonra 1521 yılında Yeniçeriağalığı ile vazifelendirildi. Rumeli Beylerbeyi oldu. 1543?te Macaristan Seferine iştirak etti.

İkinci vezir olarak Doğu Anadolu ve Gürcistan taraflarında fetihlerde bulundu. Kemah?ta İranlıları büyük bir mağlubiyete uğrattı (1549). Sokullu Mehmed Paşanın yerine Macaristan serdarlığına getirildi (1552). Tımaşvar?ı aldı. Eğri Kalesini muhasara etti ise de alamadı. Sulh yapıp Kanuni Sultan Süleyman?la birlikte İran Seferine katıldı (1553). Damad Rüstem Paşanın sadaretten azli üzerine veziriazamlığa tayin edildi (1553). Sefer dönüşünde suçlu görülerek bir divan toplantısı sonrasında arz odası önünde idam edildi (1555).

İyiliksever, cesur bir insan olan Ahmed Paşa, Yavuz Sultan Selim?in kızı Fatma Sultanla evli idi. İstanbul Topkapı?da inşa ettirmeye başladığı çinilerle süslü cami, ölümünden sonra tamamlandı. Kendisi de cami yakınına defnedildi. Ayrıca bir de medresesi vardır.
__________________
Duygularim Eceli İle Ölmüs Olamazlar Otopsi İstiyorum

 Lima isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı
Alt 03.04.2019, 22:25   #28


Lima - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.04.2019
Şehir: Bjk...
Mesajlar:856
Konuları: 182
Aldığı Beğeni: 58
Verdiği Beğeni: 41
Takımı:
Cevap: Alfabetik sırayla Türk Büyükleri



Ahmed Paşa (Şehla, Hacı)

Osmanlı sadrazamı, hattat. Alanyalı Cafer Ağanın oğlu. Cidde valisi Alaiyeli Hacı Bekir Paşanın yeğenidir.

Foça?da doğdu. Tahsilden sonra amcası Hacı Bekr Paşanın Cidde'deyken kethüdalığında bulundu. Daha sonra İstanbul?a gelerek büyük mirahur oldu. Vezirlik verilerek Aydın muhassıllığına tayin edildi (1738). Bölgede eşkiyalık eden Sarıbeyoğlu?nun isyanını bastırmakla görevlendirildi ise de muvaffak olamadı. İvaz Mehmed Paşanın sadrazam ve serasker olması üzerine sadaret kaymakamlığına getirildi (1739). Aynı yıl nişancılığa tayin edildi. İstanbul?da çıkan bir isyanın bastırılmasında gösterdiği gayret neticesinde Padişahın takdirini kazanıp İvaz Mehmed Paşanın yerine sadrazam oldu (1740). Kendisinden beklenileni verememesi ve şahsi garezi sebebiyle başkalarıyla uğraşmasından dolayı vazifeden alınarak Rodos?a sürüldü (1742). Bir müddet sonra İçel sancağı arpalık olarak verilerek Rakka dolaylarında asayişin düzeltilmesi ile vazifelendirildi (1743). Aynı sene Sayda valisi, bilahare de Anadolu valisi ve Kars seraskeri oldu (1744). Bu vazifede iken İran kuvvetlerinin Kars?a hücumunu püskürttü. Hastalığı sebebiyle seraskerlikten ayrıldı. Haleb valiliği verildi. İkinci defa Anadolu valiliğine tayin edildi ise de 1745?te tekrar Halep valisi oldu. İki yıl sonra Diyarbekir sonra da Bağdat valiliğine tayin edildi. Asker arasındaki bir karışıklık sebebiyle istifa etti. Önce İçel sancağı arpalık olarak verildi (1748). Aynı yıl Mısır valiliği verildi ise de bilahare Adana?ya nakledildi (1750). Bu duruma üzülen Ahmed Paşa, Adana?ya gitmeyip İzmir?de ikamet etti. Bu halinden dolayı Padişah tarafından takdir edildi. Dördüncü defa Halep valiliğine tayininden (1752) bir sene sonra Halep?te vefat etti (1753).

Tedbirli, ilim aşığı, fikir ve görüşlerinde isabetli, iyilik yapmayı seven Ahmed Paşanın bir mektebi, çeşitli yerlerde çeşme ve hayratı vardır.

Sülüs ve nesihte Yedikuleli Abdullah Efendinin; talik yazısında Fındıkzade İbrahim Efendinin talebesi olan Ahmed Paşa bilhassa divani yazıda mahir, üstad idi.
__________________
Duygularim Eceli İle Ölmüs Olamazlar Otopsi İstiyorum

 Lima isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı
Alt 03.04.2019, 22:26   #29


Lima - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 02.04.2019
Şehir: Bjk...
Mesajlar:856
Konuları: 182
Aldığı Beğeni: 58
Verdiği Beğeni: 41
Takımı:
Cevap: Alfabetik sırayla Türk Büyükleri



Ahmed Ratib Paşa

Osmanlı kaptan-ı deryalarından. 1711?de Mora Yenişehiri?nde doğdu. Topal Osman Paşanın oğludur. 1733 İran savaşları sırasında babasının şehid düşmesi üzerine kendisine vezirlikle serdar-ı ekremlik verildi. 1735?te Mora Muhassılı, 1740?ta Rumeli Beylerbeyi oldu. Aynı sene Sultan Üçüncü Ahmed Hanın kızlarından Ayşe Sultan ile evlendi. 1743?te kaptan-ı deryalığa getirildi. Bir yıl bu görevde kaldı. Mora, Rumeli, Eğriboz, Aydın, Tırhala, Vidin ve Yanya valiliklerinde bulundu. 1758?de Mora?da vefat etti. Ahmed Ratib Paşa şair ve hattat olarak da tanınmış olup basılmamış bir Divan'ı vardır.
__________________
Duygularim Eceli İle Ölmüs Olamazlar Otopsi İstiyorum

 Lima isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı

Etiketler
alfabetik türk büyükleri

« Dede Korkut kimdir | - »

Şuan da bu konuyu görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Forumirc İştirakı olup tüm hakları saklıdır.