Ekonomi Neden Çöker?

Bir ülkenin ekonomisinin iyi olması ülkede işlerin yolunda gittiğinin en temel göstergesidir. Ancak bazı durumlarda ülke ekonomisi istenildiği gibi iyi gitmeyebilir ve çöküşe geçmeye başlar. Peki, ekonomideki çöküşün sebepleri neler olabilir?

Ekonomik Çöküş ve Siyasi İstikrarsızlık

Finans ve ekonomi alanında çalışan insanların ortak kanaati olarak bir ülkede ekonominin gelişmesindeki en önemli durumların başında siyasi istikrarın sağlanması gelmektedir. Siyasi istikrarın oluşmaması finans çevrelerindeki güveni zedeler. Ve böylece ekonomik daralmalar başlar. Güven olmayan yerde sermaye sahipleri sermayelerini başka güvenli limanlara götürmek eğilimindedirler. Bu nedenle yatırım yapmayı düşünen kişiler de istikrarsız bir ülkeye yatırım yapmak istemeyeceklerdir.

Üretimin Azalması


Ekonomideki çöküşü tetikleyen unsurlardan birisi de üretimin azalmasıdır. Üretime dayanmayan bir ekonominin er ya da geç çöküşe geçmesi kaçınılmaz bir durumdur. Üretim olmayınca ihtiyaçların karşılanması için üreten ülkelerin kapısı çalınacak ve ithalat artacaktır. İthalatın artması demek ülkenin parasının dışarıya kaçması demektir. Bu durum da ekonomik çöküşü körükleyerek arttıracak bir sonuç doğuracaktır.

İhracatın Azalması

Üretimin azalarak ithalatın arması aynı zamanda ihracatın da azalması anlamına gelmektedir. Eğer herhangi bir şey üretmiyorsanız satacak bir şeyiniz de olmayacaktır. Bu durumda ekonomik çöküşü tetikleyecektir.

İstihdamın Azalması Ekonomik Çöküşü Hızlandırır

Üretimin azalması, ithalatın artması ve ihracatın azalması ekonomik çöküşün en önemli nedenleridir. Bütün bu olumsuz kötü gidişatın halka en çok yansıması ise işsizliğin artması ve istihdamların azalması şeklinde ile olacaktır. Üretimin olmadığı yerde yeni yatırımlardan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Bu durumda yeni iş alanları oluşamayacak ve her geçen gün artan işsiz sayılarına yenileri eklenecektir.

İşsiz Sayısının Artması

Bir ülkedeki işsiz sayısının aşırı artması ülke ekonomisinin artık acil durum sinyali verdiği anlamını taşımaktadır. Bu tablo hastalığın artık bütün bünyeyi kapladığı ve en küçük canlılık birimi olan hücreleri etkilemeye başladığı bir duruma benzetilebilir.

Ülkenin bu durumunda günü kurtarmaya yönelik çözümler de çare olmayacaktır. İnşaat sektörü gibi üretime dayanmayan ancak geçici bir süre istihdam oluşturan yatırımlar kısa süreli iyileşmeler sağlasa da uzun süreli katkı sunmayacaktır. Bu durum kan kaybetmekte olan bir hastaya yapılan ilk yardım müdahalesi gibidir.