Her şeyin fazlası bir yerlerde bir şeyleri bozup değiştirir. İlgi, alaka, sevgiye boğulan erkek için de durum böyledir. Aşırı sevgi, ilgi ve anaç tavırlar erkeği çocukluğuna ve annesiyle olan bağlanma iliş kisine götürür. Üstelik toplumumuzda genellikle olduğu gibi, çocukken annesi tarafından kendi yiyebildiği halde yedirilen, içirilen, giydirilen adeta annesine yapışık olarak aşırı sevgiyle büyütülen erkekler, bu tür bir ilgiyi yetişkinliklerinde de kadınlardan gördüklerinde bunu bir tehdit gibi algılarlar. Kadını sevgilisi gibi değil, annesi gibi görmeye başlarlar. Boğulma ve yutulma endişesiyle çocukken annelerine gösteremedikleri tepkileri kadınlara gösterirler. Kendini küçük bir çocuk gibi hissetmeye başlayan erkek rüştünü ispat etmek için uzaklaşır ve kaçar. Çünkü bu denli yakınlık erkelerin ruhuna aykırıdır. Erkeklerin iliş kilerinde uzaklaşma ve yalnızlığa, kadınlarınsa yakınlaşma ve temasa ihtiyaçları vardır.